Fon Mağdurları İçin Tasfiyedeki Fonlarda Hak Arama Savaşı ve Hukuki Yol Haritası

Fon Mağdurları İçin Tasfiyedeki Fonlarda Hak Arama Savaşı ve Hukuki Yol Haritası

Giriş

Eylül 2026’da başlayan ve piyasalarda deprem etkisi yaratan fon krizinde, yüz binlerce yatırımcı
mülkiyet haklarının sınırlandırılması ve varlıklarının akıbeti konusunda belirsizlikle karşı karşıya
kalmıştır. Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7596 Sayılı Özel Tasfiye Kanunu ve
geçmişe etkili idari uygulamalar, bu süreci çok boyutlu bir hukuki mücadele alanına
dönüştürmüştür.

T.C. Anayasası Madde 36'nın "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı
mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına
sahiptir." hükmü ışığında, fon mağdurlarının sahip olduğu hak arama yollarını, SPK'nın idari
sorumluluğunu ve idari yargı süreçlerini objektif bir hukuki bakış açısıyla, soru-cevap formatında
ele alıyoruz.

1. İdari Yargıda Usul Stratejisi: İYUK Madde 10 Neden Kritik?

İdari yargıda tazminat davaları genellikle idarenin soyut eylemlerinden doğan zararlar için İYUK
m.13 kapsamında (Tam Yargı Davası) açılır. Ancak mevcut krizde; SPK kararları, icrai duyurular ve
yürürlüğe giren yeni bir tasfiye kanunu gibi mülkiyet hakkını kısıtlayan kesin ve yürütülmesi
zorunlu idari işlemler söz konusudur.

İYUK Madde 10/2 İşleyişi:

İdareden yeni bir işlem tesis etmesini (örneğin 16 Eylül 13:30 öncesi girilen emirlerin geçerli
sayılmasını) talep etmek için İYUK Madde 10 yolu işletilmelidir. Başvuru tarihinde 60 günlük dava
açma süresi durur. İdarenin 30 günlük zımni ret süresi bittiğinde veya resmi ret cevabı
geldiğinde, süre kaldığı yerden (baştan başlamadan) yeniden işlemeye başlar. Zaman
yönetiminin milimetrik yapılması usul açısından zorunludur.

2. Uluslararası Emsaller: Mülkiyet Hakkının Korunması

Geçmişte hukuka uygun tamamlanmış finansal işlemlere idari kararlarla sonradan müdahale
edilmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında mülkiyet hakkının (AİHS Ek 1
No'lu Protokol m.1) ihlali sayılmıştır.

Reisner ve Zülfikari v. Türkiye: AİHM, el konulan bankaların borsa yatırımcılarının (küçük
yatırımcı) yönetim hatalarından sorumlu tutulamayacağını vurgulamıştır.
Fellner ve Diğerleri v. Türkiye (841 Kitlesel Başvuru): Borsa hisselerinin el koyma anına
kadar serbest piyasada ekonomik bir değer taşıdığı, idarenin "meşru beklenti" ilkesini
zedeleyerek dürüst yatırımcının sırtına orantısız yük yükleyemeyeceği karara bağlanmış ve
milyonlarca avroluk tazminata hükmedilmiştir. Bu karar, 16 Eylül öncesi kesinleşen
TLY/THF/DFI blokaj (PBLK) alacakları için önemli bir emsal teşkil etmektedir.

3. Hukuki Dayanaklarımız ve İdarenin Hizmet Kusuru

Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) sorumluluğu, sadece kriz sonrası aldığı tasfiye kararlarıyla
sınırlı değildir. Asıl mesele; SPK'nın kanunla kendisine verilen gözetim ve denetim görevlerini
zamanında, etkili ve özenli biçimde yerine getirip getirmediğidir.

Anayasa m.125 ve Hizmet Kusuru:
SPK, denetim ve gözetim görevini hiç, geç veya eksik yerine getirmesi nedeniyle doğan zarardan
sorumlu tutulabilir. Risklerin (olağandışı fiyat hareketleri, yoğunlaşmalar) önceden bilinmesine
veya bilinmesi gerekmesine rağmen müdahalede gecikilmesi (örneğin SPKn m.96, m.115
yetkilerinin kullanılmaması), idare hukukunda hizmetin kötü veya geç işlemesi niteliğindedir.
Diğer temel hukuki dayanaklar şunlardır:

 Anayasa m.35 (Mülkiyet Hakkı) ve m.2 (Hukuki Güvenlik): Kesinleşmiş ve muaccel nakdi
alacaklara, sonradan çıkan kanunla geriye dönük el konulması (Net Yatırım Mahsubu, FIFO
uygulaması) kanunların geriye yürümezliği ilkesini zedelemektedir.

 SPKn m.79 (Takas Kesinliği): Sermaye piyasası araçlarının takas talimatları ve ödemeleri
kural olarak geri alınamaz.

4. Hangi Dava Yolları İzlenebilir?

Fon zararlarının tazmini için, zararın kaynağına göre farklı dava stratejileri geliştirilmelidir:

Sorumlu Taraf Dava Türü ve Dayanağı Mahkeme / Özellik
SPK (Devlet) Tam Yargı (Tazminat) ve İptal Davası (Anayasa m.125, İYUK m.10/12/13) İdare Mahkemesi (Denetim kusuru ve tasfiye işlemlerinden kaynaklı). PBLK yatırımcıları için Anayasa’ya aykırılık def’i (somut norm denetimi) ileri sürülebilir.
Saklayıcı Bankalar Alacak / Tazminat Davası (SerPK m.56, TTK genel hükümler) Asliye Ticaret Mahkemesi (Fon varlıklarını koruma ve PYŞ gözetim ödevinin ihlali). Tahsil kabiliyeti en yüksek yoldur.
Bağımsız Denetim Şirketleri Tazminat Davası (TTK m.554, SerPK m.63) Asliye Ticaret Mahkemesi (Hatalı/eksik denetim raporları nedeniyle müteselsil sorumluluk).
Banka / Aracı Kurumlar Tazminat Davası (TBK m.112 Sözleşmeye Aykırılık, m.506 Vekilin Özen Borcu) Asliye Ticaret Mahkemesi (Yetkisiz/hatalı yönlendirme, emirlerin zamanında iletilmemesi). İspat yükü ağırdır.
Portföy Yönetim Şirketleri (PYŞ) Alacak / Tazminat Davası Asliye Ticaret Mahkemesi (Davayı kazanması nispeten kolay olsa da, tasfiye/içi boşaltılma durumu nedeniyle tahsil kabiliyeti düşüktür).

5. Dava Sürecinde Dikkat Edilmesi Gereken Usul Kuralları

Süre Sınırlamaları

İdari yargıda süreler (60 gün, 1 yıl, 5 yıl) başvurulara göre durur ve devam eder. Tasfiye sürecinin
veya ödemelerin beklenmesi, kanunda aksi belirtilmedikçe dava açma sürelerini kendiliğinden
durdurmaz. Bu nedenle hak düşürücü süreler kaçırılmamalıdır.

Kısmi Dava ve Harç Yönetimi (İYUK m.16/4)

İdari yargıda (Tam Yargı davasında), başlangıçta harç yükünü azaltmak için zararın tespit
edilebilen sembolik bir kısmı talep edilebilir. Dava sürecinde gerçek zarar miktarı netleştiğinde,
nihai karardan önce bir defaya mahsus olmak üzere ek harç yatırılarak talep miktarı artırılabilir.

Gerekli Belgeler (Delil Hazırlığı)

Dava hazırlığında; fon alım dekontları, hesap ekstreleri, satış/iade talimat saatleri, iptal kayıtları,
KAP açıklamaları, SPK kararları ve MKK/PBLK dökümleri (e-Devlet) mutlaka hazır
bulundurulmalıdır. Nitelikli yatırımcı statüsü, idarenin veya finansal kurumların kusurlu
davranışlarından doğan zararlar için tazminat istemeye tek başına engel değildir.

Sonuç

Fon krizi ve tasfiye süreçleri, anayasal mülkiyet hakları, sermaye piyasası mevzuatı ve idare
hukukunun kesiştiği son derece teknik ve çok katmanlı bir uyuşmazlıktır. Zararın tam ve eksiksiz
giderilmesi; doğru tarafa husumet yöneltilmesi, illiyet bağının somut belgelerle ispatlanması ve
usul kurallarına milimetrik uyulmasıyla mümkündür.
İdari başvuru yollarının tüketilmesi, idarenin hizmet kusurunun ortaya konması ve gerektiğinde
somut norm denetimi talebiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması, bu hukuki mücadelenin

temel yapı taşlarıdır. Sürecin her aşamasında, sermaye piyasaları ve idari yargı alanında
deneyimli hukukçulardan destek alınması tavsiye olunur.

Yasal Uyarı: İşbu makale, genel bilgilendirme amacı taşımakta olup somut bir hukuki uyuşmazlığa yönelik mütalaa
veya yönlendirme niteliği taşımamaktadır. Her yatırımcının işlem geçmişi ve zarar durumu farklı olduğundan, bireysel hukuki durumunuz için uzman bir avukata başvurmanız önerilir.

Search

Size nasıl yardımcı olabiliriz?

Dilediğiniz zaman bizimle iletişime geçebilirsiniz
SON YAZILAR

İlgili Makaleler